Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! [ Giriş YapRSS Yayın Akışı

OECD: Türk Tarımı Dünya Yedincisi

Ankara Haberleri 08 Ekim 2013

OECD: Türk Tarımı Dünya YedincisiEkonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)’nün ‘Tarımsal Politikalar: İzleme ve Değerlendirme 2013’ raporu yayınlandı. Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde Türk tarımının dünyanın yedincisi olduğu bir kez daha vurgulandı. Raporun 22. bölümünde Türkiye’nin tarımsal politikalarına yer verildi. Türkiye’nin ana ticaret ortaklarının AB, ABD ve Orta Doğu olduğu belirtilirken 2012 yılında üreticilere verdiği tarımsal destek miktarının OECD ortalamasının 5 puan üzerinde olduğuna vurgu yapıldı. Her yıl yayınlanan raporla, Türkiye’nin de dahil olduğu OECD üye ülkeleri ile Brezilya, Çin, Kazakistan, Rusya, Güney Afrika ve Ukrayna’nın tarım politikaları takip ediliyor ve değerlendiriliyor. Raporda değerlendirilen 47 ülke, küresel tarımsal katma değerin neredeyse yüzde 80’ini oluşturuyor.

458 total views, 0 today

Aso Başkanı Özdebir: “bilgi Toplumu İçin Daha Çok Yolumuz Var”

Ankara Haberleri 04 Ekim 2013

Aso Başkanı Özdebir: “bilgi Toplumu İçin Daha Çok Yolumuz Var”Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, Türkiye’de son on yılda büyük bir ekonomik gelişme kaydedildiğine dikkat çekerek, “Dünyada sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçilirken, biz bilgi toplumunun neresindeyiz? Ekonomimiz bilgi ve teknoloji yoğun üretimde ne kadar ilerleme kaydetti? Bazı uluslar arası karşılaştırmalar yapıldığında bu sorulara olumlu yanıt vermenin zor olduğu ortaya çıkıyor” dedi.Girişimci İş Kadınları ve Destekleme Derneği’nin (ANGİKAD) 2013-2014 çalışma dönemi açılış toplantısında bir konuşma yapan Özdebir, Türkiye’nin imalat sanayii ihracatı içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payının 2010 yılında yüzde 3.4 olduğuna dikkat çekerek, “Bu oran ABD‘de yüzde 28.5, Kore’de yüzde 27, Çin’de ise yüzde 33. Bir televizyon ekranını, tüm elektronik aksamını ithal edip Türkiye’de monte edip televizyon olarak ihraç ettiğimizde önemli bir katma değer yaratmıyoruz. Küresel ekonomiyle değer zincirinin alt halkalarında düşük katma değer yaratarak entegre olmuş durumdayız. Bu durumu değiştirmek ve değer zincirinin üst halkalarına tırmanmak zorundayız. Ancak böyle yaparsak bilgi toplumuna geçişte mesafe katetmiş oluruz” diye konuştu.ASO Başkanı Nurettin Özdebir, hem orta gelir tuzağına düşmemek hem de cari açık sorununu çözmek ve büyüme hızımızı yükseltmek için sanayimizin yüksek katma değerli ürünler üretmesi, bunun için de inovasyona yönelmemiz gerektiğine dikkat çekti. Özdebir, kadınlar olmadan Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşmasının zor olduğunu da vurgulayarak, kadınların işgücüne katılım oranlarının artmasına rağmen yeterli olmadığını ifade etti. Özdebir, kadın girişimci sayısının da mutlaka artması gerektiğini sözlerine ekledi.

282 total views, 0 today

ASO Başkanı Özdebir:

Ankara Haberleri 04 Ekim 2013

ASO Başkanı Özdebir:

Ankara Sanayi Odası 2013-2014 çalışma dönemi açılış toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye‘nin imalat sanayi ihracatı içinde yüksek teknoloji ürünlerin payının 2010 yılında yüzde 3,4 olduğuna dikkati çekti. Bu oranın ABD‘de yüzde 28,5, Kore’de yüzde 27, Çin’de ise yüzde 33 olduğunu belirten Özdebir, Türkiye’nin küresel ekonomiyle, değer zincirinin alt halkalarında düşük katma değer yaratarak entegre olmuş durumda olduğunu ifade etti. Türkiye’nin bu durumu değiştirmek ve değer zincirinin üst halkalarına tırmanmak zorunda olduğunun altını çizen Özdebir, şunları kaydetti: “Ancak böyle yaparsak bilgi toplumuna geçişte mesafe katetmiş oluruz. Hem orta gelir tuzağına düşmemek hem de cari açık sorununu çözmek ve büyüme hızımızı yükseltmek için sanayimizin yüksek katma değerli ürünler üretmesi, bunun için de inovasyona yönelmemiz gerekiyor. Kadınlar olmadan Türkiye’nin 2023 hedefine ulaşması zor. Kadınların işgücüne katılım oranları artmasına rağmen yeterli değil. Kadın girişimci sayısının da mutlak artması gerekiyor.” Girişimci İş Kadınları ve Destekleme Derneği Başkanı Renan Ceylan ise derneğin 2012-2013 yılında gerçekleştirilen faaliyetleri ve 2014 yılındaki hedefleri hakkında bilgi verdi.

340 total views, 0 today

Bbp Genel Başkanı Yardımcısı Kartal’dan ‘suriye’ Açıklaması

Ankara Haberleri 05 Eylül 2013

Bbp Genel Başkanı Yardımcısı Kartal'dan 'suriye' AçıklamasıBBP Genel Başkan yardımcısı Kaptan Kartal, “İslam devletlerinden oluşturulan askeri güç Suriye‘ye gerekli müdahaleyi yapmalı ve müdahale ile birlikte insani yardım koridoru açılmalı. Bu koridordan sağlık ve gıda yardımı yapılmalı” dedi.Kartal, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yanı başındaki olaylara kayıtsız kalmamasının kendi güvenliğinin bir gereği olduğunu vurgulayarak, “Suriye de, Mısır da tarihi ve stratejik sebeplerden dolayı Türkiye’nin ilgilenmeye mecbur olduğu coğrafyalardır. Ancak bu ilginin dozajı, şekli ve mahiyeti çok önemlidir” ifadesini kullandı.Nükleer silahlanma konusunda Türkiye’nin İran’a kol kanat gerdiğini ifade eden Kartal şöyle devam etti:“Lübnan Hizbullah’ı İsrail’e karşı mücadelesinden dolayı hep alkışlandı.İran da, Hizbullah’ta şeriatçı oldukları iddiasındalar. Esad’ın Baas yönetimi ise şeriata karşı mücadele ettiğini söyleyerek uluslar arası destek almaya çalışıyordu. Şimdi Şeriata karşı mücadele eden Esad’la, şeriatçı İran ve Hizbullah kol kolalar.İran daha önce de Azerbaycan-Ermenistan krizinde tavrını Ermenistan dan yana koymuştu.İran, Azerbaycan’a karşı, Hıristiyan Ermenistan’ı tercih etmişti.Coğrafyamızda hele hele bakiye topraklarımızda ABD’nin ve Batı’nın etkin rol almasına Askeri bir müdahalesine asla destek olmamalıyız. Daha önce Irak’ta yaşanan acı tecrübe hala hafızalarımızda dururken ABD ve Batı postalının camilerimizi kirletmesine asla müsaade etmemeliyiz. Bunun yerine Türkiye’nin öncülüğünde kurulacak İslam ülkelerinin oluşturduğu etkin bir diplomasi atağı başlatılmalı. Eğer bundan bir sonuç alınamazsa yine İslam devletlerinden oluşturulan askeri güç Suriye’ye gerekli müdahaleyi yapmalı ve müdahale ile birlikte insani yardım koridoru açılmalı. Bu koridordan sağlık ve gıda yardımı yapılmalı. Aksi durumda emperyalist ABD ve Batı ile Siyonist güçlerin İslam beldelerine verdikleri zararı telafi etmek mümkün olmaz.”

323 total views, 0 today

Türkiye’nin Aldığı Hava Araçları Kırıma Uğradı

Ankara Haberleri 03 Eylül 2013

Türkiye'nin Aldığı Hava Araçları Kırıma UğradıMilli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye‘nin satın aldığı hava araçlarından birinin kısmi, bir tanesinin de külli kırıma uğradığını bildirdi. Kırımın sebebinin ise henüz netleşmediğini açıkladı.CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun, hükümetin 2008 yılında İsrail firması Aeronautics’den insansız hava aracı için yaptığı sözleşme ve İHA’ların arıza ve onarımıyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘a vermiş olduğu soru önergesine Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz tarafından cevap verildi. CHP Basın Birimi’nden yapılan açıklamada, “Yılmaz’ın yanıtına göre 3 adet hava aracından müteşekkil 1 İHA sistemi satın alındı. 3 adet hava aracından biri kısmi, bir tanesi de külli kırıma uğradı. Kırımın sebebinin henüz netleşmediğini açıklayan Yılmaz, İHA sisteminde kesinleşmiş bir üretim hatası olmadığını da ifade etti. Yılmaz’ın açıklamasına göre Aeronautics’e yapılan sözleşme bedeli ise 15.500.000 ABD Doları’dır. Yılmaz, Roboski katliamının, söz konusu şirketten alınan Heronlar tarafından elde edilen bilgiler doğrultusunda gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine ilişkin sorularımızı ise yanıtsız bırakmıştır.” denildi.

313 total views, 0 today

Babacan: Altından Arındırılmış Cari Açığı Yüzde 6 Bekliyoruz

Ankara Haberleri 03 Eylül 2013

Babacan: Altından Arındırılmış Cari Açığı Yüzde 6 BekliyoruzBaşbakan Yardımcısı Ali Babacan, altın ticaretinden arındırıldığında cari açığın trendinin iyi olduğunu belirterek, “Bu yıl yüzde 6 civarında altından arındırılmış cari açık bekliyoruz.” dedi. Babacan, yeni seçilen TOBB Yönetim Kurulu ve Konsey Üyeleri’ni ziyaretinde yaptığı konuşmada, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonomik gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değinen Babacan, Türkiye’nin son aylarda ekonomisini olumsuz etkileyen gelişmeleri başlıklar altında anlattı. Babacan, ekonomiyi etkileyen unsurlardan birinin yapısal ekonomik konular olduğunu söyledi. Özellikle petrol ve doğalgazda dışarıya bağımlı ve tasarruf oranlarının düşük olunmasının, Türkiye’nin cari açığının yüksek seyretmesine yol açtığını belirtti. Cari açıkla ilgili dikkat edilmesi gereken konulardan birinin altın ticareti olduğu uyarısında bulunan Babacan, “Özellikle İran’la olan altın ticareti son 2-3 yıldır bizim dış ticaret ve dış denge hesaplarımız üzerinde etkili oldu. Dolayısıyla altın ticaretinden arındırıp baktığımızda aslında cari açığımızın trendi iyi.” ifadelerini kullandı. Babacan, altından arındırıldığında 2011 yılında cari açığın yüzde 9,2, geçen yıl 6,8 olduğunu bu yıl da yüzde 6 civarında bir açık beklediklerini dile getirdi.”AB’DE DİBE ÇÖKÜŞ DURDU”Ali Babacan, bunlardan birinin küresel ekonomik konjonktür olduğunu söyledi. Gelişmekte olan ülkeleri en çok etkileyen hususun ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikalarında değişikliğe gideceğini ilan etmesi olduğunu ifade eden Babacan, küresel konjonktürle ilgili diğer konunun ise Avrupa’da yapısal sorunların devam etmesi olduğuna işaret etti. Babacan, “Ama son aylarda dibe çöküşün durduğuna dair küçük sinyaller geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.”SURİYE KONUSUNDA ULUSLARARASI HUKUK KURALLARI ÇERÇEVİSİNDE KALACAĞIZ”Başbakan Yardımcısı Babacan, Türkiye ekonomisini etkileyen diğer bir hususun ise Suriye olmak üzere bölgesel meseleler olduğuna dikkat çekti. Bu meselelerin ekonomi üzerindeki etkisinin bugüne kadar sınırlı kaldığına işaret eden Babacan, özellikle Suriye konusunda uluslararası hukuk çerçevesinde kalmaya ve yapılacakların mutlaka dost ve müttefiklerle yapılmasına özen gösterdiklerini anlattı.

260 total views, 0 today

MHP’li Vural:Türkiye, Tek Taraflı Müdahaleyi Önlemeye Çabalamalı

Ankara Haberleri 03 Eylül 2013

MHP'li Vural:Türkiye, Tek Taraflı Müdahaleyi Önlemeye ÇabalamalıMHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “Türkiye, ABD‘nin tek taraflı müdahalesini önlemeye çabalamalıdır.” dedi. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin Suriye politikasını eleştiren Vural, “Hükümet, sağlıklı bir dış politika ekseni oluşturamadığı için, edilgen bir politika ile Türkiye’yi önemli risk ve tehditlerle karşı karşıya bırakıyor.” diye konuştu. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, dün Bakanlar Kurulu sonrası yaptığı açıklamayı hatırlatan Vural, “Bülent Arınç’ın açıklamaları, Türkiye’nin ABD’nin ağzına baktığını ortaya koyuyor. Karın ağrılarının hepsinin bu yüzden olduğunu görüyoruz. Kendi başına karar almaları söz konusu değil.” ifadesini kullandı.Suriye konusunda, siyasi meşruiyeti olmayan bir politikanın İsrail’in güvenliğini korumak adına yürütüldüğünü aktaran Vural, “Hangi yetkiyle siz bu milletin vergileriyle komşu bir ülkedeki muhalefeti destekliyorsunuz? TBMM’den ne zaman yetki aldınız? Vergileri harcama yetkisi kanunlarla bellidir. Suriye’deki muhalefete destek olma konusunda hangi kanunda yazılı hüküm var? Bu kayıtdışı bir siyasettir ve tezgah altıdır.” dedi. Türkiye topraklarının, komşu ülkelerdeki silahlanmanın üssü haline dönüştürüldüğünü savunan Vural, “Yazık günah, 23,5 milyon insanın sosyal yardımlarla beslendiği bir ülkede, milletin vergilerini, yetki almadan milletin dışındaki unsurlara dağıtmanın hukuki bir sorumluluk getireceği açıktır.” şeklinde konuştu. ABD’nin Suriye’ye tek taraflı müdahalesi karşısında Türkiye’yi düşünmeye davet eden Vural, olası bir operasyonun bölgedeki şiddeti daha da tetikleyeceğini aktardı. Hükümetin, Suriye’deki savaşı sonlandırmaya yönelik politika gütmesi gerektiğini belirten Vural, “Türkiye, ABD’nin tek taraflı müdahalesini önlemeye çabalamalıdır.” ifadesini kullandı.

322 total views, 0 today

Pamukta Hasat Zamanı

Ankara Haberleri 01 Eylül 2013

Pamukta Hasat ZamanıTürkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2012 yılında, 2 milyon 320 bin ton olan kütlü pamuk üretiminin, 2013 yılında, geçen yıla göre, yüzde 2,6 artışla 2 milyon 380 bin tona yükselmesini beklediklerini bildirdi.Bayraktar, “Ancak Türkiye’nin pamuk üretimi, tüketimi karşılayamıyor. Pamuk ithalatı için, 2012 yılında 2 milyar 377 milyon 563 bin dolarlık döviz ödedik” dedi.Şemsi Bayraktar, pamuk hasadı dolayısıyla yaptığı açıklamada, 1995-2012 döneminde verimin kütlü pamukta yüzde 61,6, pamuk lifinde yüzde 56,4 arttığını belirtti. Bayraktar, yıl boyunca daimi, geçici yüz binlerce işçiyi istihdam eden, satıcı, çırçırcı, nakliyeci ve benzeri alanlarda çalışanlarla beraber milyonlarca kişinin geçimini sağlayan, Türkiye açısından stratejik bir ürün olan pamukta, ekim alanlarının 1995-2012 döneminde yüzde 35,4 gerileyerek 7 milyon 566 bin 940 dekardan 4 milyon 884 bin 963 dekara indiğini bildirdi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, verimdeki çok yüksek artış nedeniyle Türkiye’nin pamuk ekim alanlarının azalmasının olumsuz etkilerini çok fazla hissetmediğini, üretimin, 2012 yılında, 1995 yılına göre kütlüde yüzde 4,3, pamuk lifinde yüzde 0,8 arttığını belirtti.“KÜTLÜDE EN FAZLA ÜRETİM 2011, PAMUK LİFİNDE 2002 YILI”Şemsi Bayraktar, 2012 yılında, 2011 yılına göre, yüzde 10,1 azalmayla 2 milyon 580 bin tondan 2 milyon 320 bin tona gerileyen kütlü pamuk üretiminin, bu yıl 2 milyon 380 bin tona çıkmasının beklendiğini vurguladı. 2012 yılında üretimdeki düşüşün temel sebebinin pamuk ekim alanlarının 5 milyon 420 bin dekardan 4 milyon 884 bin 963 dekara inmesi olduğuna dikkati çeken Bayraktar, kütlü pamuk veriminin 1 kilogram düşüşle dekarda 476 kilogramdan 475 kilograma indiğini, pamuk lifi veriminde 176 kilogramlık rakamda bir değişiklik olmadığını bildirdi. 2011 yılının 2 milyon 580 bin tonluk üretimle, 1995-2012 döneminde en fazla üretimin yapıldığı yıl olduğunu belirten Bayraktar, en fazla pamuk lifi üretiminin ise bu dönemde 988 bin 120 tonla 2002 yılında görüldüğü bilgisini verdi.“ŞANLIURFA ÜRETİMİN YÜZDE 41,09’UNU TEK BAŞINA KARŞILIYOR”Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) devreye girmesiyle pamuk üretiminde Şanlıurfa’nın öne çıktığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:“Pamuk lifi üretiminde Çukurova’yı geride bırakan Şanlıurfa, yüzde 41,09 payla birinci sırada bulunuyor. Bir zamanların pamuk diyarı Adana ise yüzde 10,31 payla, yüzde 10,82 payı olan Aydın’ın ardından üçüncü sıraya düşmüş durumda. Pamuk lifi üretiminde Hatay yüzde 9,06, Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinden Diyarbakır yüzde 7,55, Mardin yüzde 5 pay alıyor. Pay olarak Mardin’i yüzde 4,80 ile İzmir, yüzde 2,88 ile Adıyaman, yüzde 1,97 ile Gaziantep, yüzde 1,34 ile Antalya, yüzde 1,16 ile Denizli izliyor. Pamuk lifi üretiminde, Kahramanmaraş’ın yüzde 0,94, Şırnak’ın yüzde 0,88, Mersin’in yüzde 0,77, Manisa’nın yüzde 0,71, Batman’ın yüzde 0,22, Muğla’nın yüzde 0,13, Balıkesir’in yüzde 0,12, Osmaniye’nin yüzde 0,11, Kilis’in yüzde 0,08, Siirt’in yüzde 0,05, Çanakkale’nin yüzde 0,02 payı bulunuyor. Uşak ve Bursa’nın payları ise yok denecek kadar az.Şanlıurfa, 2012 yılında, 858 bin 400 tonluk pamuk lifi Türkiye üretiminin 352 bin 688 tonunu üretiyor. Aydın’ın pamuk lifi üretimi 92 bin 868, Adana’nınki ise 88 bin 465 ton düzeyinde bulunuyor.Bu üç il dışındaki illerin üretimlerine bakıldığında, Hatay 77 bin 793, Diyarbakır 64 bin 784, Mardin 42 bin 937, İzmir 41 bin 169, Adıyaman 24 bin 737, Gaziantep 16 bin 869, Antalya 11 bin 540, Denizli 9 bin 972, Kahramanmaraş 8 bin 52, Şırnak 7 bin 586, Mersin 6 bin 581, Manisa 6 bin 68, Batman 1893, Muğla 1123, Balıkesir 1006, Osmaniye 986, Kilis 689, Siirt 404, Çanakkale 174, Uşak 9, Bursa 7 ton pamuk lifi ürettikleri görülüyor.””GÜMRÜKLE KORUYAMADIĞIMIZ ÜRETİCİNİN PAMUĞA YENİDEN DÖNMESİNİN YOLLARINI ARAMALIYIZ”Bayraktar, üreticinin yeniden pamuğa dönmesi için yapılması gerekenin pamuk üreticisinin neden üretimden kaçtığına bakmak, araştırmak gerektiğini bildirerek, “Gümrükle koruyamadığımız üreticinin pamuğa yeniden dönmesinin yollarını aramalıyız. Stratejik bir ürün olan pamukta ekim alanlarının ve üretimin acilen artırılması gerekiyor. Aksi takdirde bu yılın Temmuz ayı itibarıyla son bir yıllık dönemde 2,8 milyar doları aşan pamukta ithalatın önüne geçilemeyecek” dedi.Şemsi Bayraktar, öncelikle yapılması gerekenin hasadın sürdüğü pamukta, gümrükle korunamayan üreticilerin mağdur olmaması için maliyet bedelinin üzerinde bir fiyatın piyasada oluşmasını sağlayıcı tedbirler almak olduğuna dikkati çekti.Bayraktar, “beyaz altın” adıyla anılan pamuğun, diğer tarım ürünleri arasında sağladığı yüksek katma değer ile istihdam oluşturan, tarım-sanayi sektörlerinin bütünleşmesinde rol oynayan, direkt ve dolaylı yollarla yaklaşık 50 farklı ürünün imalatında hammadde olarak kullanılan, dünya tarım ürünleri ticareti açısından önemli, stratejik bir ürün olduğunu belirtti. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, ana hammaddesi pamuk olan Türk tekstil sanayinin ihracattaki önemli payı nedeniyle ayrı olarak ele alındığını, kazandırdığı döviz, sağladığı katma değer, oluşturduğu istihdamla, ülke ekonomisine en fazla katkıyı sağlayan sektörlerden biri olduğunu vurguladı.“TÜRKİYE PAMUK LİFİ VERİMİNDE VE İTHALATTA İKİNCİ, TÜKETİMDE DÖRDÜNCÜ”Şemsi Bayraktar, dünyada pamuk lifi veriminde ikinci olan Türkiye’nin, ithalatta da Çin’in ardından dünya ikincisi olduğunu bildirdi. Pamuk lifi üretiminde dünya 7’incisi, tüketiminde dünya dördüncüsü durumunda olan Türkiye’de milyonlarca kişinin pamuk ile ilgili olan alanlarda çalıştığına, geçimini sağladığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:“BM Tarım ve Gıda Örgütü’nün (FAO) 2011 yılı verilerine göre, Çin 6,6 milyon ton pamuk lifi üretimiyle birinci sırada bulunuyor. Bu ülkeyi, 6 milyon tonla Hindistan, 3,4 milyon tonla ABD, 2,3 milyon tonla Pakistan, 1,7 milyon tonla Brezilya, 983 bin 400 tonla Özbekistan, 954 bin 600 tonla Türkiye, 843 bin 572 tonla Avustralya takip ediyor. Ülkemizde pamuğun ne denli önemli olduğunu gösteren rakamlar, son yıllarda tekstil sektörünün hızlı gelişimine ayak uydurma paralelinde, artan hammadde ihtiyacını karşılanması noktasında yapılması gerekenlerin aciliyetini her geçen gün daha fazla hissettirir hale gelmiştir.Tekstil sektörünün son yıllarda hızlı gelişimi sonucu hammadde ihtiyacı arttığı halde son 1995-2012 döneminde pamuk ekim alanlarında, yüzde 35,4 daralma oldu. Ekim alanları yüzde 35,4 daraldığı halde, çiftçilerimizin tecrübesi, sertifikalı tohumların tercih edilmesi, tarım makinelerinin kullanım oranın artması, araştırma ve geliştirme faaliyetleri gibi olumlu gelişmeler, üretim miktarında düşüş bir yana kütlü pamukta yüzde 4,3, pamuk lifinde yüzde 0,8 artış görüldü.Pamuk ekim alanlarının daralmasının altında; arazilerin çok parçalı ve dağınık olması, girdi fiyatlarının yüksekliğine bağlı olarak ürün maliyetlerin artması yatmaktadır. Buna desteklerin yetersizliği, ithal pamuğun daha ucuz ve vadeli olarak temin edilebilmesi, gümrük vergisinin olmaması da eklenince, Türk pamuğu serbest piyasa koşullarında dünya fiyatlarıyla rekabet etmekte zorlanmaktadır. Bu nedenle çiftçiler pamuk yerine alternatif ürünler olan mısır ve ayçiçeğine yönelmiştir.Yerli üretimin tekstil sektörünün hammadde ihtiyacının karşılayamaması nedeniyle, yapılan pamuk ithalatının, dış ticaret açığının artmasına da neden olmaktadır.”“TZOB’UN KÜTLÜ PAMUK MALİYETİ KİLOGRAMDA 1 LİRA 74 KURUŞ”Birlik olarak, her sene yaptıkları pamuk maliyet çalışmalarının, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu olmak üzere üç bölge için ayrı hesaplandığını, daha sonra ortalamalar alınarak sonuçlandırıldığını bildiren Bayraktar, maliyetle ilgili şu bilgileri verdi:“Türkiye genelinde 1 kilogram kütlü pamuk maliyetini, üretici karı ve refah payı olmadan 1 lira 74 kuruş olarak bulduk.ABD Tarım Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar Servisi verileri göre, ABD şartlarında 1 kilogram kütlü pamuk maliyeti, 1 lira 44 kuruştur. Ülkemizle kıyaslandığında, ABD çiftçisi, Türk çiftçisine göre, pamuğu yüzde 17 daha az masraf yaparak üretmektedir. Öte yandan ABD’de dekara 38 sent (77 kuruş) doğrudan destekleme alan üreticilere, ayrıca düşük faizli ürün rehin kredileri, uzun vadeli ihracat desteği kredileri ve 2008 yılından itibaren de gelir koruma ödemeleri gibi çeşitli destekler verilmektedir.”Bayraktar, hasadın hayırlı olması, pamuk üreticilerine bereket ve kazanç getirmesi temennisinde bulundu.

353 total views, 0 today

Savaş Karşıtları, Polis Önlemi Olmayınca ABD Elçiliğinin Kapısına Kadar Yürüdü

Ankara Haberleri 31 Ağustos 2013

Savaş Karşıtları, Polis Önlemi Olmayınca ABD Elçiliğinin Kapısına Kadar YürüdüEğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), kimyasal saldırı sonrası Suriye‘ye düzenlenmesi olası müdahaleyi, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti. Tunus Caddesi’nde bir araya gelen grup üyeleri, buradan ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne yürüdü. Emniyet güçlerinin, elçilik önünde güvenlik önlemi almadığını gören grup üyeleri bir anlık şaşkınlık yaşadı. Grup, daha sonra elçiliğin 5 numaralı kapısına hareket etti. Bu sırada bir emniyet personeli grubun ilerlemesini engellemeye çalıştı. Ancak, yeterli güvenlik önlemi olmayınca polis memuru grubun önünden çekilmek zorunda kaldı. Elçilik kapısına kadar yürüyen grup adına Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir açıklama yaptı. Demir, “Tüm halkımızdan, bu kirli savaşa karşı tepkilerini yükseltmelerini, savaş karşıtı eylem ve etkinliklere destek vererek seslerini siyasal iktidara duyurmasını istiyoruz. Bu savaşın faturasını emekçimiz, dar gelirlimiz, köylümüz ve çiftçimiz kan ve yoksulluk olarak ödeyecektir.” dedi. Açıklamanın ardından grup üyeleri, elçilik önüne siyah çelenk bıraktı, bir süre slogan attıktan sonra olaysız şekilde dağıldı.

320 total views, 0 today

Dsp Genel Başkanı Türker, Türkiye’nin Suriye Ve Mısır Politikasını Eleştirdi

Ankara Haberleri 31 Ağustos 2013

Dsp Genel Başkanı Türker, Türkiye’nin Suriye Ve Mısır Politikasını EleştirdiDemokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Masum Türker, Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin, “Eğer Türkiye biraz daha aktif gözüken dış politikasından vazgeçmezse, yumuşamazsa; başını derde sokacak, iç karmaşaya neden olacak bir neticeyi karşımıza getirebilir” dedi.Türker, İl Başkanları Toplantısında hükümetin Mısır ve Suriye politikasını değerlendirdi. Türker, ABD’nin Irak’a savaş açtığını ve bugün Irak’ın bütünlüğünü kaybettiğini söyleyerek, bir milyonun üstünde Müslümanın ölmesine neden olduğunu ifade etti.Türker, “Eğer Türkiye biraz daha aktif gözüken dış politikasından vazgeçmezse, yumuşamazsa; başını derde sokacak, iç karmaşaya neden olacak bir neticeyi karşımıza getirebilir. Dış politikada romantizm, ideoloji, din, mezhep kavramları kullanılmaz. Bir ülkenin dış politikası ulusal çıkarları için yapılır. Şimdi bizim ülkemizin tek bir politikası var: Mezhebe dayalı, rengi mezhebe bölünmüş bir dış politika anlayışı. Bu da Türkiye’yi zora sokmaktadır” dedi.Türkiye’nin Mısır politikasının da eleştiren Türker, “Oradaki darbeyi reddediyoruz. Dünyada ve Türkiye’de darbe girişimlerinde bulunan herkesi kınıyoruz, lanetliyoruz, karşısında olduğumuzu söylüyoruz. Ama bir ülke ile ilişkileri sürdürmek zorundayız. Orada vatandaşlarımız, Türk vatandaşlarının yatırımları var. Mısır’da olanların dünya piyasalarına etkisini iyi görmemiz lazım. Alınan karala hem dolar kuru yükseliyor hem de petrol varil fiyatları yükseliyor, bunun nedeni Süveyş Kanalı’ndaki etkinlikten kaynaklanıyor. Türkiye bu yanlış politikalardan vazgeçmediği takdirde İsrail’le hasım olan ülkeler kalkacağı için İsrail artık Türkiye için de tehlike olmaya başlayacak” ifadelerini kullandı.İç politikanın da sıcak geçeceğini belirten Türker, bunun sebebinin ekonomi olacağını kaydetti. Türker, “Şu anda dolar 2 lirayı geçmiş, normalde her an 2,3’e gelebilecek durumda. Uluslararası çalkantı başlamadan 2,3 idi. Bunu Gezi direnişine bağlamaya çalışıyorlar. Başbakan Yardımcısı Türkiye’den para çıkışının 22 Mayıs’ta başladığını açıkça söylüyor. Bu tarih Taksim’deki direnişin başlamasından önceki bir tarihtir. O tarihte yabancılar parayı önce Türk lirası’na çeviriyorlar, bir süre bekliyorlar, kendi paraları döviz cinsinden olunca paralarını transfer ediyorlar. O zaman döviz farkından zararları olmuyor” diye konuştu.Taksim direnişinin olduğu tarihlerde dolara çevrilen paranın bir milyar 350 milyon dolar olduğunu aktaran Türker, Türkiye’nin Suriye, Mısır olayları sebebiyle 300 milyon dolar kaybının olduğunu ifade etti.Eğitim sistemine de değinin Türker, “Kuşağın eğitim açısından yaralı bir şekilde eğitilmektedir. 4+4+4 eğitim sistemi ile talep olmadığı halde zorunlu olarak 200 bin kişiyi İmam Hatip Okullarını seçmeye zorlamaktadırlar. Üniversiteleri polis emrine verme politikaları başlayacak, üniversitelere ‘herhangi bir demokratik eylemde bulunmayın, bu bir gezi eylemidir’ diye tehditte bulunuyorlar. Otoriter bir yaklaşımla diktatörlüklerini, baskı taleplerini dile getiriyorlar” ifadelerini kullandı.Türker, şunlara değindi:“Başbakan, Mısır’a kızıyor, ‘Orada darbe rejimi var’, ‘demokrasi yok’. Suriye’ye kızıyor, diplomatik ilişkilerimizi kesmişiz. Ama şu anda demokrasi olmayan ama diplomatik ilişkilerimizin devam ettiği ülkeler var. Bunları hiç söylemiyor. Türkiye’nin içinde demokrasi işlemiyor. Baraj nedeniyle partilerin siyasal örgütlenme haklarını ellerinden alıyorlar. Parlamento’da grubu olmayan partilerin valiliklerde, milli törenlerde bulunmalarını engellemeye çalışıyorlar, siyasilerin kendi kendilerini ifade etmelerini önüne set çekiyorlar.”

339 total views, 0 today

Page 1 of 71 2 3 7
  • Euro, En Yüksek Reel Getiriyi Sağladı

    Tarafından de 12 Temmuz 2013 - 0 Yorumlar

    Haziran ayında finansal yatırım araçları reel getiri; Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 3,99, Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 4,71 oranlarıyla Euro oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 Haziran ayına ilişkin ‘Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları’nı açıkladı. Buna göre ÜFE ile indirgendiğinde yatırım araçlarından ABD Doları yüzde 2,33 oranında yatırımcısına […]

  • Evde Masaj Ankara

    Tarafından de 21 Haziran 2013 - 0 Yorumlar

    Evde Masaj Ankara Uzak doğu kültürü olan masaj uygulamasının farklı yöntem ve uygulama teknikleri bulunmaktadır. Bu tekniklere bağlı olarak yapılan masaj uygulamaları insanları dinlendirir ve rahatlatır. Masaj uygulaması belirli bölgelere yapılır. Bu bölgelerinde başında bacak, bel ve kol bölgesi gelmektedir. Masaj uygulaması için keşinin kendine masaj yaptırma uygulama istediği sadece kişinin o anki yorgunluğun üzerinden […]

  • Lokal Masaj

    Tarafından de 31 Mayıs 2014 - 0 Yorumlar

    Lokal Masaj   Lokal masaj özellikle belirli bir bölgedeki yoğun ağrıları gidermek amacı ile uygulanan bir masajdır. Vücuttaki bazı ağrılar kalıcı hale gelebilen düzenli aralıklarla kişileri rahatsız edebilen ağrılardır. Bu ağrılara karşı uygulanabilecek en iyi yöntem şüphesiz ki profesyonel bir masajdır. Boyun sırt ağrılar kronikleşebilen ve neredeyse haftalar aylar sürebilen ağrılardır. Bu ağrıları giderme konusunda […]

  • Evde Masaj Keyfi

    Tarafından de 17 Haziran 2013 - 0 Yorumlar

    Evde Masaj Keyfi Vücutta sürekli bir şekilde ağrı olması demek, vücudun içerisinde belirli sorunların var olduğu anlamına gelmektedir ve bu ağrılar eğer ki dikkatli bir şekilde giderilmezse beraberinde çok ciddi sorunları da getirecektir. Vücudun oksijen sıkıntısı oluşması demek, o bölgede ağrı oluşması anlamına gelmektedir. Oksijen eksikliği birçok sebep neticesinde oluşabilir. Örneğin vücudunuzun bir yerine darbe […]

  • Tedavi Edici Masajın Fiziksel Faydaları

    Tarafından de 12 Eylül 2014 - 0 Yorumlar

    Tedavi Edici Masajın Fiziksel Faydaları Stresin azaltılmasına ve rahatlamaya yardımcı olur. Kas gerginliğinin ve sertliğinin giderilmesine yardımcı olur. Hamilelik dönemindeki sıkıntıyı hafifletir. Zorlanan kasların ve burkulan liflerin iyileşmesini teşvik eder. Ağrı ve şişliği azaltır, aşırı doku yaralanmalarını azaltır. Kas spazmlarını azaltır. Eklemlerin esnekliğini ve hareket çeşitliliğini arttırır. Atletik performansı geliştirir; spor veya çalışma sırasında oluşan […]

istanbul masaj salonu - şişli masaj mutlu son